Pazartesi, Kasım 20, 2017

.

      (0246) 606 06 12

Örf ve Adetlerimiz

::::::::::Gelenek,Görenek,Örf ve Adetlerimiz

     Akdoğan  köyünde  Anadolu  belirtilen veya  yöresel  anlamda  değişilik ;

gösteren  bir  cok  gelenek  göreneklerimiz  mevcuutur.

  Köyümüzün en  cok  önemsediği  düğünlerimiz  düğün  evine  ;

1  ay  veya  daha  az  zamanda  düğün  yapacak  kişiye  yardımcı  olunur.bunlar ;

pirinc  ayıtlama-fasulye  ve  diğer  düğün  malzemelrin  genel kontrolu  yapılmaktadır.

::::::::::::::::::::::::::::::::::::KÖY  DÜĞÜNLERİMİZDE VERİLEN  YEMEK  MENÜSÜ  ŞU  ŞEKİLDEDİR...

 

CORBA-KURU FASULYE-PİRİNC PİLAVI-MEVSİME GÖRE SÖĞÜÇ-TURŞU

 

 

Daha  önceden  dışarıya  verilen  kızlarımız  son  dönemde  kendi  köyümüz  içersinde  ve ;

köyümüzden birisi  ile  evlendirilmektedir  ve  bunun  başarılı sonuclar  elde  edilmiştir.

 

Cenazelerimiz  meftanın  aile  büyükleri  tarafından   nereye  konulacağı  kararlaştırıldıktan sonra  köyümüz  önde  gelen isimleri

 

başta  ŞÜKRÜ  YILDIRIM-ÖMER PAZAR  OLMAK ÜZERE  YANLARINA  ;

GENCLERDENDE ALARAK  MEZAR  KAZMA İŞİNE BAŞLANIR  VE   CENAZE  DEFİN İŞLERİ  YAPILMAKTADIR.

 

                Adet, Gelenek ve Görenekler 

         1. DOĞUMLA İLGİLİ GELENEKLER

Yörede, kadının ilk doğumuna önem verildiğinden daha çok ilk bebek için hazırlıklar yapılmakta,

diğer doğumlarda özel bir hazırlığı ihtiyaç duyulmamaktadır.

Çocuk doğunca hısım akraba o eve çocuk görmeye giderler.

Çocuk görmeye gitmeye "Doğuya Gitme" denilir.

Hazırladıkları hediyeleri, öğle yemeğinden sonra alıp çocuk evine gidilir. Hediyeler uygun şekilde verilir.

         

 Çocuk bir - birbuçuk yaşına geldiği ve diş çıkarmaya başladığı zaman "Diş Dirgiti" denilen bir adet yapılır.

2 . SÜNNET TÖRENİ

Hali vakti yerinde olanlar, erkek çocukları için sünnet düğünü yaparlar.

Sünnet genellikle iki ile oniki yaş arasında yapılır. Düğün öncesinde köylerde oku dağıtılırken,

ilçe merkezlerinde düğün kartları hazırlanarak davet yapılır. Sünnet hazırlıkları

bittikten sonra düğün hazırlıklarına başlanılır. Düğün genellikle iki gün olarak yapılır.

İlk gün sünnet olacak çocuk ya da çocuklar çalgı ile gezdirildikten sonra dini bir törenle sünnet ettirilir.

Akşam sünnet olan çocuğun acısını unutturacak çeşitli eğlenceler düzenlenir. İkinci gün genellikle

8.30 - 13.00 arası gelen misafirlere yemek verilir. Daha sonra yemeğin verildiği

gün yemeğin bitiminden sonra çocuklar gezdirilerek sünnet edilir.

 

                                                                   

 

3. ASKERE UĞURLAMA VE ASKER KARŞILAMA

Askere gitmeden iki hafta kadar önce gidecek olanların ve arkadaşlarının düzenlediği eğlenceler başlar.

Akrabalar ve komşular tarafından askere gidecek kişi eve davet edilerek ağırlanır.

Askere gidileceği akşam namazından öncesi askerler önde, imam ve hak arkasında olmak

üzere imam tarafından dua edilir. Dua ettikten sonra askerler herkesle vedalaşırlar,

helalleşirler. Askerlerin gidecekleri günün sabahı askerler ve yakınları köylerde köy meydanında,

ilçe ve şehirde otobüs terminallerinde toplanırlar. Askere giden kişilere akrabalar

ve komşular tarafından genellikle para hediyesi verilmektedir. Toplu olarak uğurlama yapılırken davul,

klarnet, saz ve darbuka gibi çalgılar çalınarak askerlere moral verilmeye çalışılır. Uğurlamalar yapıldıktan

sonra asker ailelerine "Allah kavuştursun" denilir.

 

 

 

 

 

 

4. EVLİLİKLE İLGİLİ GELENEKLER

Yörede evlenmelerde özellikle yaş, sosyal ve ekonomik denklikler gözetilir.

Kız ve erkeğin seçiminde soy ve sülalenin araştırılmasına özen gösterilir.

Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al" , "Kız anadan öğrenir

bohça düzmeyi, oğul babadan öğrenir sohbet gezmeyi" sözleri bumun belirtisidir.

4.1. Görücülüğü Gitme, Kız seçimi: Tespit edilen kızların evine görücüler,

kendi aralarında kararlaştırdıkları bir günde haber vererek gidereler. Gelen

misafirlerin ziyaret sebeplerini anlayan ev sahibi misafirlerine gereken

saygıyı gösterirse de, kızlarını birden bire verecek izlenimini yaratacak

davranışlardan kaçarlar.

Eve dönen görücüler görebildiklerini konuşurlar ve kız ile ailesi hakkında

olumlu ya da olumsuz bir karara varırlar. Kız oğlana gösterildikten sonra kesin bir sonuca varılır.

4.2. Kız İsteme: Kız isteme işi, hem kadınlar hem erkekler tarafından yapılır.

Eskiden oğlan tarafının yakın akrabalarından bir grup, istemek için kız evine giderlerdi.

Kısa bir sohbetten sonra "sizin tutmaç keseni, bizim kalem tutana uygun ve

münasip gördük" denirken, günümüzde "Allah'ın emri, peygamberin kavliyle kızınızı

oğlumuza münasip bulduk, siz ne dersiniz?" denilerek kız istenir ve oğlanın hüner ve

meziyetleri anlatılır. Kız evi ise "iyi geldiniz, hoş geldiniz ama kızımız küçük, borçluyuz,

evimiz pek yalnız, çocuk da giderse elimiz ayağımız kuruyup kalacak" cevabını verirler.

Kızı isteyen taraf da "biz sizi sıkmayız, hepsinin kolayı bulunur, kızın yeri iyidir,

kaçırmayınız" gibi gönül alıcı sözler saf ederler. Eğer kız tarafı olumlu düşünüyor

ise "Allah nasip etmiş ise ne diyelim" ya da "birkaç gün sonra cevap verelim" derler.

 

 

Oğlan evinin ikinci ve üçüncü gidişinden sonra söz kesilir ve kız evi oğlan evine "mendil alma"

adı altında bir bohça verir. Bundan sonra kız ile oğlan bağlanmış sayılırlar.

4.3. Nişan: Oğlan evinin uygun bulduğu bir günde nişan töreni yapılacağı önceden kız evine bildirilir.

Nişan, kız ailesinin evi yeterli ise kız evinde, değilse sinema, düğün salonu vb. gibi geniş bir yerde yapılır.

Kız ve oğlan evinin akraba, eş, dost ve arkadaşları nişan yerinde toplanırlar.

Oğlan evinin sosyal ve ekonomik durumuna göre takılması gereken takılar takılır.

Oğlan tarafının büyüklerinden biri kızın ve oğlanın adlarını söyleyerek nişan

yüzüklerini takar ve mutluluk diler. Nişanlı geçler daha sonra misafirlerin ellerini öperler.

 

                                   

 

4.4. Düğün: Düğün genellikle üç gün sürer. Düğünden bir hafta on gün önce hazırlıklara başlanır.

Düğün yemekli ve çalgılı olacaksa aşçı ve çalgıcılar tutulur. Kız tarafı,

kız için elbiseler ve kumaşlar beğenir, oğlan tarafı, bunların masraflarını karşılar.

Köylerde yapılan düğünlerde oğlan tarafı okucu (okuyucu) çıkararak düğün gününü duyurur.

Eskiden düğünler şu şekilde yapılırmış:

Yük Yığma: Oğlan evinin aldığı sandık, yaygı, giysi, takı gibi hediyeler

Pazar günü davetlilere sergilenirmiş. Bunlardan geline ilişkin olanlar akşam gelin

sandığına, öbürleri de başka sandıklara konarak kız evine gönderilirmiş. "Yük Yığma"

denilen bu sandıkları getirenlere kız evinin büyükleri çeşitli hediyeler verirmiş.

Tel Hamamı: Oğlan evi Pazartesi sabahı yakındaki hamamlardan birini kiralarmış.

Misafirler kapıda karşılanır, gelenlere uygun yerler gösterilir, sabun ve kına

verilirmiş. Gelin gelince def ve dümbeleklerle yıkanma yerine geçilirmiş.

Gelin yıkandıktan sonra saçı örtülür, zülüf kesilirmiş. Pide, meyve,

çerez sunulur ve misafirlere akşam kınaya beklendikleri bildirilirmiş.

Kına yakılmasından sonra "çekici" denen kadın gelinin yakınlarından birini kaldırarak oyunu açarmış.

Gelin Hamamı: Çarşamba günü öğleden akşama kadar sürermiş. İki tarafın misafirleri katılırmış.

Gelinin kınası misafirler dağıldıktan sonra yakılırmış. Bu sırada yalnız çok yakın akrabalar

gelinin yanında bulunur, el ve ayaklarına kına yakarlarmış. Kimi yerlerde de evlendiğinin anlaşılması

için güveyin avuç içine de kına yakılırmış. Oğlan evinde düzenlenen kına gecesi yörede "semah gecesi"

diye adlandırılırmış.

Gelin Çıkarma: Oğlan evinin büyükleri önde, öbür davetliler arkada olmak üzere

(kimi yerlerde güveyi de yanlarına alarak) Perşembe sabahı kız evine gidilirmiş.

Arkadaşlara düğün alayı gelinceye kadar gelini hazırlar çeşitli eğlencelerle (Gelin okşama)  üzüntüsünü gidermeye çalışır, kimi yerlerde de güveyin arkadaşlara Perşembe sabahı "Güvey Hamamı" düzenler, ondan sonra gelin çıkarmaya gidilirmiş.

Gelin ata bindirilip oğlan evine gelindiğinde de karşılama töreni ve eğlenceleri yapılırmış.

Gelinin duvağı gerdeğe kadar açılmazmış.

Gelin Ertesi: Gerdekten sonraki üç gün yörede "gelin ertesi" diye adlandırılırmış.

Dost ve akrabalar gelini ziyaret eder, kutlarlarmış.

Köylerde ve kasabalarda bazı değişikliklerle varlığını sürdüren bu gelenekler,

merkez şehirlerde büyük ölçüde bırakılmıştır. Çağrılar "Okucu" yerine davetiyelerle

yapılmakta, nişan ve düğün törenleri salonlarda ve açık alanlarda düzenlenmektedir.

Hamam törenleri ise tamamen canlılığını kaybetmiş durumdadır.

Günümüzde ise yapılan düğünler üç gün sürmektedir. Cuma günü düğün evine

Türk Bayrağı çekilerek düğün evi belirlenir. Çalgıcılar buraya gelerek, orada

bulunanlara çalgı çalarlar. Düğün yemeği için tutulan aşçı da, yemeği pişirme

hazırlıklarına başlar. Gece yarılarına kadar çalgılar eşliğinde eğlenirken düğün

yemekleri de pişirilmiş olur. Düğünün ikinci günü olan Cumartesi günü, yemekler yedirilir.

Saat 8:00’den 13:00'e kadar gelen misafirler yemeklerini yerler. Yemeğe gelen misafirler

düğün hediyelerini de bu sırada getirebilirler. Cumartesi akşamı ise kız evinde kına gecesi yapılır.

Kına gecesinin Cuma akşamları da yapıldığı görülür. Kına gecesinde geline ve

gelen misafirlere kınalar yakılır. Kuruyemişler ikram edilir.

Ayrıca def ile birtakım eğlenceler düzenlenmesiyle birlikte

gelini ağlatmak ve hüzünlendirmek için birtakım türküler söylenir.

Buna "gelin okşaması" denilir. Bu akşam güvey evinde de "semah geçesi"

denilen birtakım eğlenceler tertip edilir.

Düğünün son günü dolan Pazar gününe "gelin çıkarma" denir.

Öğle namazını müteakiben gelin oğlan tarafının misafirleriyle

birlikte kız evine gelinerek alınır. Gelin bir hoca nezaretinde dua edilereK

kız evinden alınır ve arabaya bindirilir. Gelin küçük yerlerde bir caminin

etrafında dolaştırılarak oğlan evine getirilir.

Şehir merkezlerinde ise arabalarla bir şehir turu atıldıktan sonra oğlan

evine gelinir. Gelin arabadan inerken ve oğlan evine girerken güvey

cebinden para ve şeker çıkararak havaya saçar ve etrafta

bulunan herkes bundan almaya çalışır.

Gelin eve geldikten sonra kadın misafirler gelinin evine çıkarak evi

gezmeye başlarlar. Gelinin eşyalarını ve çeyizlerine bakarlar.

Daha sonra misafirler dağılır. Yatsı namazından sonra güvey,

arkadaşları tarafından gelin evine getirilerek gerdeğe sokulur.

Pazartesi günü gelinin evinde "Erte" denilen bir eğlence tertip edilir.

Düğünden bir veya birkaç gün sonra yeni evliler kız evine el

öpmeye giderler. Bir hafta sonra da kız ve oğlan evi birbirlerine yemekli davet verirler.

5. HAC GELENEKLERİ

Günümüzde hacca uğurlama şekilleri ve karşılama adetleri eskiye göre

değişikliklere uğramıştır. Hacca gitmeden bir hafta - 15 gün önce hacı

adaylarına herkes, dilediği şekilde hediyeler verir. Ayrıca hacı adaylarının

akrabaları, gidişten bir ay öncesinden itibaren onları yemeğe çağırmaya

başlarlar ve Hacı Yemeği verirler. Hacılar Isparta'da Ulu Camii'nin

önünde toplanarak otobüslere bindirilir. Hacılar ihramlarını giymiş bir vaziyette giderler.

Otobüs ve arabaların üzerine Türk Bayrakları asılır.

Hacılar hacdan döndüklerinde havaalanında karşılayanlar olduğu gibi, şehirde,

Ulu Camii önünde de karşılamaya gelenler olur. Hacı evine geldiğinde

 

hacı ziyaretlerine gidilir. Gelenlere zemzem takımı içinde zemzem

suyu ile hacı yağı ve hurma ikram edilir. Genellikle akşam yapılan

bu hacı ziyaretlerinde gelenlere gümüş yüzük, tespih ve takke gibi hediyeler verilir.

Hacılar yaklaşık 10 veya 20 gün sonra varlıklarının durumuna göre "Hacı yemeği”  verirler.

6. ÖLÜMLE İLGİLİ GELENEKLER

Bir kişi ölünce dini vecibelere göre defnetme işlemleri başlar.

Şayet ölünün yakınları, şayet ölenin yakınları uzakta iseler

ölü gömülmez, bekletilir. Bütün aile yakınları ve akrabaları tarafından "

katmer" edilir. Baş sağlığına gelenlere ikram edilir.

Cenaze tabuta konulduktan sonra genellikle tabutun üstüne

halı konulur, daha sonra bu halı bir camiye gönderilir.

Cenaze defnedip gelenlere pide ayran veya mahalli

yemeklerden pişirilerek yedirilir. Ölüm gününü takip eden bir hafta

veya on gün çeşitli yemeklerle birlikte akşam yemeğini yemeğe gelirler. Ölenin yedinci günü pişi yapılır, komşulara dağıtılır.

 

 

 

 

52. günü de mevlidi şerif okutularak yemek verilir.

7. BAYRAM GELENEKLERİ

Yöre halkı dini örf ve adetlerine çok bağlıdır. Bilhassa üç ayların girişiyle

oruç ve namaz ibadetlerinde, hayır, hasenat işlerinde artmalar olur.

Mübarek günlerde topluca mahalle camilerine gidilir. Evlerde ise "geçe

bekleme” adı verilen ibadetler yapılır. Yine mübarek günlerde şehir

merkezlerinde kandil simitleri satılır. "Arasta" denilen yerlerdek

i esnaflar, bir araya gelerek ortaklaşa irmik helvası yaptırıp sokak

başlarında hayır için dağıtırlar. Arife günü veya bayram namazından

çıktıktan sonra mezarlıklara gidilir, geçmişlerin ruhuna fatihalar okunur.

Ramazan boyunca herkes oruç ve namaz ibadetlerini yapmaya çalışır.

Kurban bayramlarında yine mezarlıklara gidilir ve yakın akrabalardan başlamak üzere bayram ziyaretleri yapılır.

8. MEVSİMLİK BAYRAMLAR

Yörede mevsimlik bayram olarak Nevruz ve Hıdrellez bayramları kutlanır.

Nevruz kutlamaları daha çok Alevi-Bektaşi inancına bağlı topluluklarda cem

yapılarak kutlanmaktadır. Hıdrellez gecesi (5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan

gece)nde ise birtakım niyetler tutulur. Bolluk, bereket, kısmet, şans, sağlık

ve sıkıntılardan kurtulmak şeklinde birtakım dilekler tutularak, Hızır

tarafından bunların gerçekleşmesi dilenir.

Isparta'da hıdrellezin kutlandığı hemen her yerde kır ve

yeşillik alanlara gidilerek piknikler yapılır. Yemekler yenilerek eğlenilir ve sohbetler yapılır.

GELENEKLER :

 

Gelenek en geniş anlamıyla folklorik, sosyolojik, veya dini boyutlarıyla devamlılığı ifade eder. Bir toplumda nesilden nesile geçen kültür kalıntıları, miraslar, alışkanlıklar, bilgiler, beceriler ve davranışlar geleneklerin içerisinde yer alır.

AKDOĞAN  KÖYÜNDE  GELENEKLERİMİZİ  KORUMAK  ADINA  GECMİŞTEN BERİ  BÜĞÜNÜMÜZE KADAR  KORUDÜĞÜMÜZ  GELENEKLERİMİZ  DEVAM ETMEKTEDİR..

KINA  GECESİ

 

SANDIK VERME

 BOHCA VERME

 

BOHCE  VERME  AKDOĞAN KÖYÜMÜZDE  KALAN  KÜLTÜRLERİMİZDENDİR.

 

 

nisanbohcasi

Gençlerin sözlenmesinde, nişanlanmasında bohça hazırlama verme denen adetler vardır.

Bu adet sadece bizim ülkemizde  değil bir çok ülkede de uygulanmaktadır.

Kızın istenmeye gelmesinden sonra yüzükler kesilir. Buna söz kesme denir.

Söz kesmeye gelindiğinde erkek tarafı elinde kocaman bir çiçekle ve çikolatayla gelirler.

İstenirse eğer iki tarafın anlaşmasına bağlı olarak erkek tarafı o gün bohça getirir.

Söz bohçasında kız için; oyalı tülbent, seccade, havlu, süslü iç çamaşırları, patik, ev terliği,

örme lif, isteğe bağlı olarak ayakkabı, elbise bulunur. Buradakilerin sayısını artırmak da

yine sizin abartınıza bağlıdır. Sözden bir hafta sonra da kız tarafı gider ve kendi bohçalarını verirler.

Erkek bohçasında da aynı doğrultuda eşyalar konur.

Nişan günü kararlaştırılır ve nişanı kız tarafı yapar. Kız tarafının istediği ve tuttuğu mekanda nişan yapılır.

Nişanda müzikler çalınıp oynanabilir. Ya da sadece nişan yüzükleri takılır ve yemekli bir toplantı gibidir

. Nişanda da yine bohça isteğe bağlı olarak hazırlanır.

Nişan bohçasında söz bohçasında olan eşyalara ek olarak seccade, havlu, saten iç çamaşırı takımları,

dantelli çamaşırlar, saten gecelik, sabahlık takımları, makyaj takımları, ayakkabı, terlik, parfüm vs

bulunur. İsteğe bağlı olarak çoğaltılır. Erkeğe de traş malzemeleri, traş kolonyaları, parfüm vs konur.

Evlilik yolunda hepinize başarılar dileriz. Sorunuz veya kafanıza takılan bir şey varsa sorabilirsiniz.

ŞÜKRÜ KAYA--0546 457 03 95

 

 

GÖRENEKLER:

Görenek en sade tanımıyla eskiden beri bir şey görüle geldiği gibi gerekli

ve uygun yöntemleri kapsar. Bunların mutlak yerine getirilmesi istenmez.

Bunlar süreklilik kazandığı gibi, bir müddet sonra kakabilir.  Görenekler

maddi olmayan kültürlerimiz olup, yasalardan daha geniş bir alanı yönetirler.

ÖRF:

Toplumun beklentileri, birtakım örnek tutum ve davranışlardır.

Öyle ki bu kavram toplum yapısının da temel taşlarını oluşturur.

Örfler, kişiyle-aile, komşu, akrabalar, halk, ve ulus arasındaki

ilişkileri, davranışları, tutum ve tavırları düzenleyip, belirleyen

bir görevi vardır. Öyle ki bireyi sürekli baskı atında tutarak, zorlayıcı,

yaptırıcı yada yasaklayıcı yaptırımlarıyla bireyin,

toplumla uyuşmasını sağlar.

ADET:

Yaptırım gücü örfe göre daha esnek olan ve toplum tarafından yapılması

gerekli görülen, tutum, davranış ve tavırlardır. Örnek olarak adetlerimiz

kız isteme,  nişan ve evlenme, bayramlar, yas, anma, baş sağlığı dileme,

doğum günü kutlamaları, karşılama ve uğurlama törenleri gibi…

Gelenek görenek, örf ve adetlerimizden bazıları;

 

  • Akşam yada gece ıslık çalmak uğursuzluk sayılırdı.
  • Anne veya babanın yanında çocuğu kucağa almak veya sevmek ayıp sayılırdı.
  • Büyüklerin yanında bacak, bacak üstüne atarak oturmak, büyük saygısızlıktı.
  • Kadınlar eşine ismiyle hitap etmezlerdi. (Çocukların babası, herif, hacı, bey gibi kelimelerle seslenirlerdi. )
  • Ekmeğin yanık yerini yemek kurttan korkmama nedeniydi.
  • Büyüklerden önce yemeğe başlanmazdı.
  • Köy odalarında çocuklar, başköşeye yada yakınına değil de kapıya en yakın yere otururlar, büyüklerin gözlerinin içine bakarak su veya herhangi bir isteklerinin olup, olmadığını takip ederlerdi.
  • Büyüklerin yanında içki sigara gibi şeyler içilmezdi.
  • Rahatsızlığı olanlar, doktorlara değil de hocalara ve ocaklara götürülürdü.
  • Ayakta bir şey yenmez ve içilmezdi.
  • Akşamları tırnak kesmek, iyi sayılmazdı.
  • Önceleri gelinler, evin büyüklerine, gelinlik eder, kaynana ve kayınbaba ile diğer aile büyüklerinin yanında çok sessiz konuşur, sofraya oturmazlardı.
  • Bayramlarda erkekler bayram namazı sonrası evlerinde ailesi ve yakınları ile bayramlaştıktan sonra, erkekler ve kadınlar ayrı ayrı toplu olarak bayram ziyaretlerinde bulunurlardı.
  • Cenaze evinde en az üç gün yemek yapılmaz, yemekler komşuları tarafından yapılırdı.
  • Cenaze evine komşu evlerde belirli bir müddet radyo pikap, teyp gibi araçlar açılmaz, müzik çalınmazdı.